İçeriğe geç

OTOMOBİLLERİN SONU GELİYOR! (MU?)

Yazının konusu teknolojik gelişmeleri içerdiği için yazıya bir klişe söz ile başlamak gerekiyor. Klişe şu: “Teknoloji günden güne gelişiyor ve insan hayatına bir çok yenilik getiriyor.” Evet bu cümle aşağı yukarı tüm teknoloji haber metinlerinde bir şablon haline gelmiş durumda fakat anlatacaklarım ile aslında benzeri yazıların pek de değinmediği ya da değinemediği bir duruma işaret etmek istiyorum.

Sonunda söyleyeceğimi başından söyleyeyim. Otomobillere ihtiyacımızın olmadığı hatta otomobile gerek duyulmayan bir hayat hayal değil belki mecburiyet. Ekolojik sızlanmalara girmeden, Zizek’in değindiği “Vicdanı Arınma”ya bulaşmadan realist ve maddi bir öngörü ile bu sonuca nasıl vardığımı basitçe anlatmak isterim.

Her gün yeni bir teknolojik gelişmeyi anlatan haber ile karşılaşıyorsunuzdur ve hatta bazen bu gelişmeler günlük sohbetlerin konusu haline geliyorken kendinizi, izlediğiniz, okuduğunuz bir haberdeki şaşırtıcı gelişmeyi bir fütürist edası ile anlatır halde bulabilirsiniz.

Bu gelişmelerden bazıları henüz hayatımızda hiç olmayan yenilikleri barındırırken, bazıları ise hayatımızda kullandığımız araçların daha ileri düzeyde kullanımına imkan sağlıyor. Otonom sistemler (kendi kendini yönetebilen), yapay zeka teknolojisi, hologram teknolojisi, 3D Printer teknolojisi, Virtual Reality, Augmented Reality, Drone teknolojileri… 3D Printer teknolojisi tıp ve uzay araştırmalarında şuanda kullanılmakta , Virtual Reality (VR) bazı oyun ve video uygulamaları için gündelik hayata girmek üzere, Augmented Realty (AR) teknolojisi de tasarım ve simülasyon alanında bazı yenilikler getirecek, Drone’lar ise çoktan hayatımıza girdi, otonom arabalar deneniyor, yapay zeka teknolojileri ise bazı ürkütücü dedikodular haricinde henüz gizli tutuluyor.

Bu teknolojik gelişmelerin hayatımıza etkisi ilerleyen zamanlarda daha derinden olacak ve bazı kavramları da deforme edecek. Bu etkiyi açıklamak için fütüristtik bir gelecek projeksiyonu ortaya koymak konuyu doğrudan anlatmanın sanırım en kısa yolu.

İnternetin hızlanması, görüntü teknolojilerinin ilerlemesi (buna ilerleyen yıllarda hologramı da dahil edelim) insanların iletişim olanaklarını arttırdı. Dronalar artık yük taşımaya başlıyor. Amazon.com bazı talimatları drone ile yapmaya başladı. Şimdilerde sahip olduğumuz bu alanlardaki imkanları 3-4 katına hatta on katına çıkardığımızda (ki bu çok uzun süremeyecek) ortaya bambaşka bir dünya çıkıyor.

Etkileri hayatın içinde görebilmek için bir “hane” canlandıralım gözümüzde.

Baba finans sektöründe çalışıyor ya da bir şirkette yönetici, bugünkü ünvanlarla şef veya müdür. İşe gittiğinde ofisinde tüm işleri için bugün ona bir cep telefonu, tablet ve bir internet bağlantısı yetiyor. E-mail yoluyla ve ofisinde yaptığı bazı toplantılarla işini yönetebiliyor ya da yapabiliyor. Yüksek hızlı internet, hologram teknolojisi gibi imkanlarla (yıl artık kaç bilemem) bu babanın artık işini yapması için evinden çıkmasına gerek yok. Çünkü yüksek hızlı internet ile zaten şuanda yaptığı her şeyi yapabiliyor üstüne ileri seviyede görüntü teknolojileri ile toplantılarını, konuşmalarını, direktiflerini ya da alması gereken talimatları yüz yüze olduğu kadar canlı ve hızlı alabiliyor. Baba evde 🙂

Gelelim anneye. Anne şayet baba ile benzeri bir iş yapıyorsa aynı imkanlar onun için de geçerli ama biz mesleği değiştirelim. Anne öğretmen. Yukarıda baba için geçerli olduğunu farzettiğimiz teknolojiler ile evinden ders anlatabiliyor. Hatta gitmek zorunda olduğu bir okul binası bile yok. Online üniversitede çalışıyor. Anne evde 🙂

Gelelim çocuklara. Çocuklar öğrenci. Annenin gitmek zorunda olmadığı okul binası onlar için de yok. Onlar da online derslere ve hatta kaçırırlarsa kayıt edilmiş derslere istedikleri zaman katılabiliyorlar.

Aile internet üzerinden evin tüm ihtiyaçlarını sipariş edebiliyor ve tedarikçi firmaların “drone”ları paketleri evin balkonuna kadar getirebiliyorlar. Aile tümden evde çünkü işe, okula veya alışverişe gitmeye gerek yok. Eş dost akraba ile hologram teknolojisi sayesinde görüşülüyor. Bir bakmışsınız bayram gelmiş anneanne ve büyükbaba hologram olarak salonda oturuyor sizin de hologramınız onların salonda.

Augemented Realty ile sipariş ettiğiniz elbiseyi üzerinizde seçtiğiniz ayakkabıyı da ayağınızda mağazada aynada baktığınız gibi görebiliyorsunuz.

Otonom çöp arabaları evinizden çıkan katı atıkları periyodik olarak toplayıp geri dönüşüm merkezine taşıyor. Eviniz ışıklarınızı, evin sıcaklığını otomatik olarak ayarlıyor, ileri derecede mood sensörleri ile ruh durumunuza göre müzik bile seçmenize gerek kalmayan sizi tanıyan bir müzik çalarınız bile var.

Böyle bir hayat için sahip olduğumuz imkanları bugünden rahatlıkla öngörebiliyoruz. Fakat yazının başlığının işaret ettiği durumu açıklayan soruyu henüz sormadık.

Sorular şunlar:
“Bu aile hangi amaçla ev dışına çıkıp bir yerden başka bir yere hareket etme ihtiyacı hissedecek?”
“Bu hareket ihtiyacı için bir otomobile gerek duyacak mı?”
“Hyperloop gibi tekonolijlerle şehirlerarası ulaşım hızının 800-1000km/s lere çıktığı bir çağda 100-200km/süratteki otomobil verimli bir araç olarak kabul edilecek mi?”

Bu sorular otomobillerin o günler geldiğinde halen varlığını koruyup korumayacağını ciddi olarak sorgulamayı gerektiriyor. Çünkü otomotiv firmaları o günler geldiğinde her evin önünde her ailede otonom bir otomobil olduğunu varsayıyor.

Bir alt soru olarak “Otomobilleri kontrol etmek zorunda olmadığımızda onların içinde ne yapacağız?”

Yukarıda ortaya koyduğumuz iş yeri, okul ve alışveriş mekanlarının yok olma durumuna içinde işçilerin çalıştığı fabrikaları da ekleyebiliriz. Çünkü otonom sistemler ile Endüstri 4.0 (nesnelerin interneti) kendi kendini yönetebilen fabrikaları da öngörüyor. İş gücü ihtiyacı minimum düzeyde belki de yok.

O günler geldiğinde insanların ne amaçla bir yerden bir yere hareket etme gereği duyacaklarına dair bir çok öngörü ortaya konulabilir. İşin bu kısmı da yazıyı okuyanlara kalsın. Sadece sosyal ihtiyaçlar yani insanlarla gerçek temas ve sağlık sebepleri ile hareketlilik gereği ilk aklıma gelen gereklilikler. Çünkü ortaya koyduğum gelecek öngörüsü büyük oranda hareketsiz ve temassız bir hayatı getiriyor. Bu haliyle otomobillere artık gerek duyulmadığı bir dünya hiç de imkansız değil. Yollarda otomobillerin değil sağlığı için bisiklete binenlerin olduğu şehirler imkansız değil belki de mecburiyet.

Bir gelecek öngörüsü olarak tasvir etmeye çalıştığım bu dünyada en zorda kalacak sektör otomotiv sektörü olacak gibi. Çünkü şimdiden “Third Place” adı ile ev ve iş dışında kafe ve parkların yerine üçüncü bir alan olarak otomobilin içi tanımlanmaya çalışılıyor. Hatta otomobil içinde çiçek yetiştireceğimizi düşünenler bile var 🙂

Otomobilin içinde sosyal bir hayat oluşturmaya yönelik tasarımları ve imkanları ortaya koyan projeler otomotiv fuarlarında görücüye çıktı bile.

Otomobil içinden bir sosyal çevre yaratma çabası ne kadar sağlam ve ayakları yere basan öngörü ona siz karar verin 🙂

Bu gün otomobilsiz bir kentler için Danimarka ve Hollanda’nın yaptıklarını, fosil yakıtların olmadığı bir dünya için Kostarika örneğini konuşuyoruz. Gelişen teknoloji aslında buna mecbur kalacağımızın işaretlerini vermeye başladı bile. Otomobiller hayatımızdan tamamen çıkabilir. Sadece otomobil üreticileri bu ihtimali görmezden geliyor ve itiraf edemiyor diyebiliriz.

Not: Yukarıda bahsettiğim aile kavramı üzerinden anne, baba ve aile kavramının da aslında deforme olduğu bazı sosyokültürel öngörüler de ortaya konulabilir. Yazının çerçevesini bozmamak için o konulara girmedim ancak ileri teknoloji ile toplumsal rollerimizin de deforme olacağı bir gerçek.

(Yazı 23.01.2017 tarihinde İzgazete’de yayınlanmıştır)

 

Yazıyı paylaşmak ve bloğumu takip etmek için...
Tarih:GenelUlaşım

Bu yazı yorumlara kapalı.

Email ile takip edin
LinkedIn
Share