İçeriğe geç

GÖKOVA MI? O HEP KALBİMİZDE

11,Gökova Bisiklet Turu’na çok istememe rağmen katılamamıştım. Dönüşte arkadaşlarımdan birisinin “Eğer gelebilseydin var ya tam senlik bir tur çünkü sen sosyal adamsın herkes ile tanışır, çok eğlenirdin.” dediğini hatırlıyorum. Bir sonraki 12. Gökova Bisiklet Turu’nda nihayet oradaydım ve bittiğinde ”Kalbim Gökova’da Kaldı” başlığı ile bir yazı kaleme almıştım. O yazı aslıda biraz da Gökova Turu nedir ve biz ne yaşadık onu anlatmak amaçlıydı.

Şimdi geldiğimiz noktada artık 13. Gökova Bisiklet Turu’nu yaşamış birisi olarak buradayım. Mevlana der ki “Sabır demir bir kalkandır, sabır sevincin anahtarıdır.” Bisiklet insana işte bu sabrı öğretiyor. Demirden bir kalkan veriyor elinize ve sevinci yaşatıyor. Hele hele bisiklet üzerinde Gökova turunda iseniz ve %10 eğimli bir rampada Mazı ya da Balıkaşıran geçidine doğru ilerliyorsanız sabır sınavlarının en büyüğü, insanın içine yolculuk ve belki de bir çocuğun ormanında yürümek, onun şarkısını dinlemek… O kadar tırmanmanın elbette inmesi de var. Son sürat, rüzgârı yara yara, tüm duyular ayakta, göz, kulak, denge, adrenalin en üst seviyede. Tabii sonu mutluluk.

Yıllar önce profesyonel hayat gereği oyun parkı tasarımı yaparken bir oyun parkının kenarına oturur çocukların davranışlarını izlerdim. Bir çocuğun kaydırağı tersten çıkmasının, salıncağa ayakta binmesinin bir sebebi olmalı diye düşünürdüm. Bunları düşündüğüm günlerde bir felsefe dergisinde bir makaleye denk geldim. O makalede 1934 yılında Macaristan’da doğan Mihaly Csikszentmihalyi’nin ortaya koyduğu “Flow Theory” Akış Teorisi’ni okudum.

Şöyle diyordu Mihaly, “Yaşamımızın en mükemmel anları pasif, alıcı ve dinlenme halinde olduğumuz anlar değildir. En mükemmel anlar genellikle, kişinin beden ve zihnini gönüllüce bir çaba harcayarak, zor ve denemeye değer bir şeyi başarmak amacıyla en uzak sınırlarına kadar esnettiği anlarda yaşanır.” İşte bu teori, o gün benim için bir çocuğun oyun parkında neden öyle davrandığının anahtarı ve oğlumun bana “Baba beni parka götürür müsün?” demesinin sebebi idi. Yıllar ilerledikçe bisiklete olan tutkumun sebebinin de aslında aynı teoriye dayandığını fark ettim ve Gökova bunun zirveye çıktığı yerdir. “Beden ve zihnini gönüllüce bir çaba harcayarak, zor ve denemeye değer bir şeyi başarmak amacıyla en uzak sınırlarına kadar esnettiği anlar..” tam da Gökova’yı anlatıyor.

Saatlerce bisiklet üstünde, o selenin üstünde olmak, hayata bisikletin selesinden bakmak, doğanın içinde çoğu kez bir başına olmak çağımız insanının pek alışageldiği şeyler değil biliyorum. Ama atladığımız nokta da tam da bu zaten. Konforumuz, tek başına olamayışımız, dışa değil içe doğru yürüyemeyişimiz. Bir insan normal sıradan hayatında bir gün içinde harcadığı eforun 10 katını harcayarak nasıl mutlu olabilir. Yumuşak yatak yerine ince bir mat üzerinde, uyku tulumu içinde uyuyarak üstelik. Desem ki size “Seni öyle bir yere götüreceğim ki normalde çalıştığın ve evine döndüğün bir günden 10 kat daha fazla yorulacaksın ama daha mutlu olacaksın.” İnanır mısınız? Bence inanmazsınız.

Ama bu gerçek. 5 günlük Gökova Bisiklet Turu çok yorucu ama o kadar mutlu ve sevinçli ki… Çünkü bu turun sizi saran doğal güzellikleri hem de dostlukları var. Öyle bir yerdesiniz ki en az 5-6 tane güzel insan tanıyacaksınız deseler koşa koşa gitmez misiniz?

Bu turun o kadar çok emek vereni var ki…

Bu sene turda geçen sene bıraktığımız samimiyetin ve sevginin üzerine 3 kat koyup gelmiş olan Tuba ve Tuğrul Karataş’a çok teşekkür ederim. Kalpleri dünya kadar insanlar var mı hayatınızda? Benim var işte.

Geçen seneki turda tanışıp çok vakit geçiremediğim ama bu sene hep birlikte olduğum Barış kardeşim ve güzel çocuk Doruk. Çok teşekkür ediyorum arkadaşlığınız ve dostluğunuz için.

Her anı hemen hemen komik, heyecanlı, gülümseme ile dolu Deyiş ve Gamze. Belki de turda en çok anı biriktirdiğim, ismiyle müsemma “deyiş” ürettiğim, gülerek “gamze” belirttiğim arkadaşlarım. İkinize de ayrı ayrı teşekkürler.

Gökova’ya gelişimde ve gidişimde yol arkadaşım Muhlis abim. Bazen baba, bazen arkadaş, bazen abi, bazen yoldaş. Onun yanında her derde deva, son rampa bükücü, “Hallederiz müdür ayıbediyon” lafını hep duyduğum şampiyon Turgay Germen’e teşekkürler.

Tura durağan ve hareketli kareleri ile hayat veren Fatih ve İnanç. Emeğinize sağlık. Teşekkürler.

Son teşekkür başta Levent Sevil abim olmak üzere tüm GBT13 ekibine ve tura sponsor olan Accell Bisiklet ailesine, Carraro markasına, Tarkan ve Zehra Erbil’e ve rampada birlikte mola verdiğimiz, başka bir molada birlikte su içtiğimiz, dinlendiğimiz, iki üç laf edip şakalaştığımız, yediğimiz içtiğimiz herkese…

Ya geçtiğimiz yollar, gördüğümüz deniz, ağaçlar, sesini dinlediğimiz kuşlar yani tamamıyle Gökova… O hep kalbimizde.

Yazıyı paylaşmak ve bloğumu takip etmek için...
error
Tarih:Bisikletli Ulaşım

Bu yazı yorumlara kapalı.

Email ile takip edin
Facebook
Twitter
LinkedIn