İçeriğe geç

E-BIKE ve E-CAR MESELESİ

Bir süredir hayatımızı değiştireceğini düşündüğümüz, bize de öyle söylenen elektrikli araçlar gündemde. Hatta bir çoğu kullanıma girdi bile. Şuanda yaygın olarak çevremizde göremesek bile e-bike yani elektrikli bisikletler ve e-car yani elektrikli otomobiller seri üretime geçti.

Bu elektrikli araçların (bisiklet ve otomobil)insan hayatına etkilerinin en çok kent yaşamı ve ulaşım üzerinde olacağı düşünülüyor. Ben de kendimce elektrikli bisiklet ve elektrikli otomobillerin getireceği kolaylıklar ve bu araçların çoğalması sonrası oluşacak yeni durumlar üzerine bir şeyler yazmak istedim.

İlk önce elektrikli bisiklet. E-bike deyince aklınıza scooter küçüğü motorumsu aletler gelmesin. Burada e-bike derken bahsettiğim aletler dışarıdan bakıldığında bugün kullandığımız bisikletler gibi görünen ama elektrikli olan bisikletler. Aslında doğru tanımı ile elektrik motoru destekli bisikletler demek daha doğru. Sistem şöyle çalışıyor. Bu bisikletleri normal bisiklet gibi kullanıyorsunuz ama ne zaman bir rampa veya başka bir zorluk (rüzgar olabilir) sebebi ile pedal basıncınız arttığında elektrik motoru devreye giriyor ve size ilave güç sağlıyor. İlave güç siz 25km sürati aştığınızda veya pedal basıncınız belli bir seviye altına düştüğünde otomatik olarak kapanıyor. Bir nevi güç asistanı aslında. Bu sayede rampaları kolayca çıkabiliyor ve az güç harcayarak daha uzun mesafeler katedebiliyorsunuz. Çeşitli üreticiler bu e-bikelara farkı modlar ekleyerek kullanımı çeşitlendirebiliyorlar.

Bu özellikler dikkate alındığında elektrik destekli (artık öyle diyelim) bisikletlerin çeşitli faydaları var.
• İlerleyen yaşlardaki kişilerin bisiklete binişini ve bisikleti daha verimli kullanmasını sağlıyor.
• Coğrafi koşulları şehiriçi ulaşımda önemsiz hale getiriyor. Yani yokuşlu bir yerde oturan bir kişi normal bisiklet ile zorlanırken elektrikli bisiklet ile bu noktalara kolayca ulaşabiliyor.
• Coğrafi koşullar önemsizleşince yerel yönetimlerin bisiklet altyapısı için öne sürdüğü “burada bisiklet mi kullanılır?” tezi de ortadan kaybolmuş oluyor ve altyapı talebi gündeme gelebilir bu sayede.
• Yazın sıcak olan bölgelerde özellikle işe, okula bisiklet ile gidenlerin yaşadığı terleme sorunu da elektrikli bisikletler ile ortadan kalkabilir. Tabi sıkı bisiklet kullanıcıları ve bisiklet severler bunu dert etmez ve bu konuda tedbirlidir ancak bisikleti bir ulaşım aracı olarak tercih etme isteği duyanlardan bunu sıkça duyduğum için bir etken olarak ifade edebilirim.
•Elektrik desteği ile menzilde de uzama olacağı için normalde tavsiye edilen şehir içi ulaşım mesafesi olan 7-8km lik uzunluklar (kent plancıları ideal şehir içi bisikletli ulaşımını 7-8km olarak tarif eder bu mesafe sonunda bisikletli bir toplu ulaşım öğesine dahil olup devam etmelidir)  e-bike ile rahatlıkla aşılabilir ve aşırı efor sarf etmeden şehir içi ulaşım mesafeleri uzayabilir.
• Elektrikli bisikletler ulaşım tercihini bisikletten yana kullanmak isteyen ama bugüne kadar yukarıda bahsettiğimiz olumsuz gördükleri koşullar için bu tercihi yapmayan/yapamayan kişiler için bisiklete başlangıç unsuru da olabilir.

Gelelim şimdi elektrikli bisikletlerin olumsuz yanına.

Elektrik demek pil demek, ilave elektrik ihtiyacı makro anlamda elektriğe olan talebi arttıracağı için o talebin karşılanması için yatırım demek. Buradan bakınca henüz sıradan katı atıklarını bile bertaraf etmekte büyük sıkıntıları olan, atıkların değerlendirilmesi ve doğaya zarar vermeden yok edilmesi konusunda uygar dünyanın çok gerisinde olan ülkemizde, ilave pil atığının doğa için büyük tehdit olduğunu düşünüyorum. Sıradan kalem pillerin bile toplanması için ilave farkındalık etkinlikleri, ödüllü yarışmalar vb. teşvik edici uygulamalara ihtiyaç duyduğumuza göre büyük boyutlu pillerin nasıl bertaraf edileceği açıkçası en büyük şüphelerimden birisi.

Aynı zamanda pil üretimi için gerekli hammaddenin sağlanması için yeni maden aramaları ve element ihtiyacı da doğayı tehdit edecek türden bir çalışmayı gerektiriyor.

Makro ölçekte artacak olan elektrik talebinin de karşılanması için yeni bir çok yatırıma ihtiyaç duyulacaktır. Bu talebi hangi kaynaklardan karşılayacağız? Nükleer enerji mi? Kömür mü? Doğal gaz mı? Güneş enerjisi yatırımlarının halen pahalı olduğunu ve rüzgar enerjisinin de halen temiz bir enerji mi olduğu tartışılıyor. Doğaya olan etkileri henüz net değil.

İşin son olarak fazlaca nesnel olmayan ama kişilerde karşılığı olan noktası da şu. “Pedal yoksa bisiklet de yok”. Yani sevgi emek istiyor, emeğin olmadığı yerde bisiklet sosyopolitik anlamını da yitirir. Felsefi açıdan bisiklet ele alındığında kendi içinde emek, kendi enerjin ile hareket, sahip olduğun potansiyel kadarına razı olmak… gibi kavramları içerdiğinden işin romantik bisikletçi (ki ben de buna dahilim) açısından da çok hoş görüldüğü söylenemez.

Gelelim e-car konusuna. Tabi araçlar için bisikletteki gibi bir “destek” söz konusu değil. Otomobiller ihtiyacı olan gücü tamamen motorlarında sağlayan araçlar olduu için burada insana dair konular yok daha çok şehre dair durumlar mevcut. Olumlu yanlarına göz atacak olursak..

• Elektirkli otomobillerin en olumlu yani sıfır emsiyona sahip olmaları.

Gerçekten başka hiçbir olumlu yani yok 🙂

Olumsuz yanlarına bakacak olursak şunları dile getirebilirim.

• Bir otomobil göz önüne alındığında otomobilin şehir için yarattığı sıkışıklığın en önemli unsuru onun hacmidir. Yani bir otomobil elektrikli ya da benzinli olsun hacmi küçülmedikçe şehiriçi ulaşımına bir katkısı yok. Aynı derecede yollarda yer kaplayacak ve aynı miktarda otopark ihtiyacı gerektirecektir.

• Bisikletler için dile getirdiğimiz pil konusu burada daha büyük boyutlarda sorun. Çünkü elektrikli otomobillerin pilleri daha büyük. Bu da da daha büyük tehdit ve soru işareti demektir.

• Elektrik talebi otomobiller düşünüldüğünde de daha büyük boyuta ulaşacaktır. Yien aynı sor sorulabilir. Elektriği nereden ve nasıl elde edeceğiz?

• Aynı şekilde pil üretimi için gerekli hammadde konusu da otomobil başlığı altında olumsuz bir durum ve daha büyük miktar söz konusu.

• Romantik araba sevdalıları için de bir madde var o da motor sesi 🙂 Ama sanırım o yapay motor sesi ile aşılmış durumda tabi yerini tutacağını düşünmüyorum 🙂

Sonuç olarak elektrikli araçların olumlu yanları olduğu kadar olumsuz yanları da olacaktır ve hatta daha fazla olduğunu düşünüyorum. Küçük hacme sahip, elektrikli ulaşım araçlarının şehiriçi ulaşıma katkısı mutlaka olacaktır. Ancak hareketlilik imkanı artarken kişisel hareketliliğin de azalması sonucunda bazı sağlık problemleri de kapımızı çalabilir.

“Gelecek elektrikli araçlarda!” gibi sloganların yukarıda yazdığım açılardan daha fazla irdelenmesi ve bu türden sloganların bir pazarlama stratejisi olduğunu unutmamak gerekiyor.04

Yazıyı paylaşmak ve bloğumu takip etmek için...
Tarih:ÇevreUlaşım

Bu yazı yorumlara kapalı.

Email ile takip edin
LinkedIn
Share