İçeriğe geç

BİSİKLETLİ ULAŞIM KONUSU BÜTÇE DEĞİL VİZYON VE SİYASET MESELESİDİR

Her platformda bisikletli ulaşımı ve bisikletin toplum ve bireyler üzerindeki olumlu etkisini anlatmaya çalışıyoruz. Bunu anlatırken dayanak noktalarımız öncelikle bilim, sonra rasyonalizm ve gelişmiş toplumlardaki bisiklet ile ilgili yapılan, başarıya ulaşmış örnek uygulamalardır. İzmir özelinde atılması gereken adımları yerel yönetimde bu konularla ilgili dostlarımızla ve yetkililerle konuştuğumuzda görüyoruz ki konu bütçe veya para meselesi değil. Çünkü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kredi notu ve finansal yapısı hepimizin gurur duyduğu bir durum ve merkezi hükümetten destek almadan yapılan önemli yatırımlar da bunun göstergesi.

Bisikletli ulaşım altyapısı, bisikletin diğer toplu ulaşım unsurlarına entegrasyonu, yaya ve engelli hakları ve otomobile dayalı şehir planlaması konularında halen atılamayan adımların önündeki tek engelin vizyon ve siyaset olduğunu görüyoruz. Bu noktada “görüyorum” demek sadece kişisel bir izlenim ya da ilhamdan kaynaklanmıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son zamanlarda ortaya koyduğu en iyi hizmetlerden birisi olan, sosyal medya üzerinden çalışan yeni HİM yapısı sayesinde şikayetlerimizi hızlıca iletebiliyoruz ve resmi kurumlardan yanıt alabiliyoruz. İşte bu noktada kentte ulaşım konusunda birer merkez halinde olan ESHOT, İzmir Metro AŞ ve İzban gibi kuruluşların bisiklete bakış açısını da görebiliyoruz.

Atılması gereken adımların neden atılamadığının vizyon ve  siyaset meselesi olduğunu yakın zamanda yaşadığım bir örnek üzerinden iletirsem sanırım daha anlaşılır olacak. 28.03.2017 tarihinde Üçyol Metro İstasyonu’nda ara katta yer alan geniş, atıl ve kamera sistemi ile izlenen bazı alanları fotoğraflayarak, Avrupa’da ve Amerika’da nice örneklerini görebildiğimiz şekilde bu alanlarda en azından 5-10 bisiklet kapasiteli bisiklet park yerleri yapılmadığını sordum Twitter’dan HİM aracılığı ile. Hemen ertesi gün yine HİM araclığı ile İzmir Metro AŞ yanıt gönderdi.  (HİM Takip No : 5836149) Yanıt şöyle; ” Sisteme bisikletiyle giren yolcu, bisikletiyle Metroyu kullanıp ulaşımını sağlıyor. Metro istasyonları park alanları değil, bisiklet parkları istasyonların girişlerine yakın uygun noktalarda bulunuyor. ”

Şimdi bir İzmir Metro A.Ş. düşünün ki bisikletin toplu ulaşıma entegrasyonundan anladığı bisikletin metro vagonuna girmesinden ibaret. Oysa Avrupa’nın bir çok kentinde bisikleti ulaşım aracı olarak kullanan bazı kişiler evlerinden bir metro istasyonuna bisikleti ile gelir. Bisikletini metro istasyonunun güvenli park yerine kilitler ve yoluna metro ile devam eder. İş yeri ile metro istasyonu yürüme mesafesindedir ama evi ile metro istasyonu yürüme mesafesinde değildir.  Daha sonra eve dönüşte önce metroya biner sonra bisikletini bıraktığı istasyonda iner ve bisikletini alarak eve doğru yola koyulur. Çünkü bu kişinin iş yerlerinde bisiklet park yeri olmayabilir, bu kişinin iş yeri bir örneğin gökdelenin 30.katında bir ofis olabilir ya da bu kişinin iş yeri çevresinde güvenli bisiklet park yeri olmayabilir.

Bisikletin metro ile entegrasyonu veya otobüs ile vapur ile entegrasyonu çok modlu/modlararasası ulaşım biçimi (intermodal transportation) kapsamındadır ve dünyanın bir çok yerinde uygulanır. Örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bugüne kadar büyüyerek ve gelişerek devam eden Bisim sistemi de bu kapsamda düşünülebilir. Örneğin bir İzmirli evine yakın bir Bisim istasyonundan sabah bir bisiklet kiralayıp ona 3-5km mesafedeki bir metro istasyonuna gidebilir. İstasyon yanındaki Bisim noktasına kiraladığı bisikleti bırakabilir ve yoluna metro ile devam edebilir. Bisim İstasyonlarında sistemin gereği bisikletleri kilitleyebiliyoruz ve kamera sistemi ile bisikletler zaten izleniyor ya kişisel bisiklet sahipleri ne yapacak? “Metro İstasyonları bisiklet park yeri değildir” diyen İzmir Metro AŞ’nin bu çağdaş ulaşım metodlarından haberi var mı acaba? Tabi bir de “Uygun yerlerde bisiklet park yerleri bulunuyor” yanıtı var. Bu yanıta da şu aşağıdaki resimleri ilettik. Biraz utandılar mı acaba? Sorunun bütçe, fiziki şart, para vb. şeyler olmadığını sanırım anlatabildim.

Ortada 5-10 bisikletlik güvenli bisiklet park yeri yapılabilecek alan var ancak cevap da ortada bakış da vizyon da. 2015 yılında yapılan “Sürdürülebilir Ulaşım Paneli” nde konuşan Sayın İzmir Metro AŞ genel Müdürü Sonmez Alev Bey katlanır bisikletin çanta ile taşınması ve metroya çanta ile girebilmesi gerektiğini düşünüyordu. Yani bisikleti bir ulaşım aracı olarak görmeyi bırakın çanta içinde taşınması gereken bir şey olarak görüyordu. İki yıl sonrasında bugün geldiğimiz noktada normal bisikletler İzmir Metro ve İzban’a girebiliyor ancak çağdan kopuk zihniyetin kırıntıları İzmir Metro AŞ’de mevcut demek ki. Çünkü metro ve İzban’a girişi bu kurumların başındaki bürokratların vizyonu ile değil bisikletlilerin yaptığı eylemler sonucu Sayın Aziz Kocaoğlu’nun bu bürokratlara emri ile oldu. Yani siyasi irade ile alındı bu kararlar. Ne demiştik vizyon ve siyasi mesele. Vizyon olmayınca iş siyasi karara kalıyor. Bir siyasetçiye de o kararı ancak baskı yaparak aldırabiliyorsunuz. Eylem yaparak, basın açıklaması yaparak veya medyada sesinizi duyurarak. Bu şekilde davrandığınızda “bisikletlileri memnun etmek mümkün değil” ya da “bisikletliler muhalif” vb. gibi söylemler kulağımıza tabii ki geliyor.

Oysa en başından beridir konu fotoğraflarını ilettiğim alana 10 tane ters U şeklinde demir boru bağlayıp sabitlemekten ibaret. Ne ironik değil mi? Biz yani İzmirli tüm bisiklet kullanıcıları anlatmaya devam edeceğiz. Çağdaş, bilimsel ve bu şehrin menfaatine olan bisikletli ulaşımın  tüm unsurları ve altyapısı ile bu şehirde gelişmesi için bisiklet kullanmaya, yazmaya, baskı yapmaya, eylem yapmaya devam edeceğiz.

30 Mart 2017 İz Gazete’de yayınlanmıştır
https://www.izgazete.net/bisikletli-ulasim-konusu-butce-degil-vizyon-ve-siyaset-meselesidir-makale,379.html

Yazıyı paylaşmak ve bloğumu takip etmek için...
Tarih:AktivizmUlaşım

Bu yazı yorumlara kapalı.

Email ile takip edin
LinkedIn
Share